Sepetim
Alternatifi kapat icon
DÜNYANIN ALIŞVERİŞ YAPARKEN İYİLEŞTİREN İLK SİTESİ DÜNYANIN ALIŞVERİŞ YAPARKEN İYİLEŞTİREN İLK SİTESİ

Klonum ve BEN

Arrow Thin Left icon Arrow Thin Right icon
Klonum ve BEN

Yazar: Stella Namet Abulafya

Instagram:@s_telllll

Bundan yıllar yıllar evvel, bir arkadaşımla hamilelik üzerine konuşmuştuk. Genciz, yirmilerimizin ortası, ikimizde yeni evliyiz. Önümüzde koca bir hayat var, ne acelemiz var ki bebek yapmak için diye konuşurken acaba kavanozda yetişseydi de biz özelliklerine bakıp beğenip alsaydık bebeklerimizi diye de geyik muhabbeti yapmıştık.

Zaman hızla akıp gitti varsayalım teknoloji ilerledi ve kavanozda kendimizin klonunu alabildik diyelim.

Adı benle aynı, görüntüsü benimle aynı. Sesi bile benim gibi. Yani bana benden bir tane eş. Laboratuvarda yetişmiş kavanozda bir BEN. Aldım, geldik eve. Açtım kapağı çıktı ortaya. Pek bir heyecanlı, sanki yaşamının ilk günü oysa benim için 50 yıl tükenmiş neredeyse. Ben yorgun, o heyecanlı.

Karşılıklı bakışıyoruz. Ee hangi odaya yerleşecek? Evde çok yer yok ki? Gözlerimin içine bakıp, gülümsedi, “Yanında yatsam mı?” dedi güler yüzüyle. Sanki benden onay bekler, belli ki güler yüzüne kanacağım ve “Evet” diyeceğim. Yatağımı da yabancılarla paylaşmam ama bu yabancı değil, bu düpedüz BEN yani. “Evet” dedim. Gülümsedi gene, anlaşılan benden az konuşur klonum. Yerleşti odama. Ben gibi koydu her şeyini yatağın üzerine, tek tek katladı yerleştirdi valizindekileri dolaba. Döndü boy aynasına aynı ben gibi öpücük attı kendine. Ne tuhaf! Kendimin bunları yaptığını unutmuşum.

Sordum ne yapmak istersin diye. Misafir sanki. Dedi ki sen ne dersen onu yaparım. Şeytan ona zor bir gün yaşat diyor ama yazıktır daha ilk gün pek zorlamamak gerek diyorum içimden, gülümsüyorum, o da gülümsüyor.

Neden bir klonum olmalı? Ben gezineyim o çalışsın değil mi? Madem öyle önce ev işlerine koyuyorum onu. Sil, süpür, pişir, yıka, ütüle ve yerleştir. Pek iyi yapmıyor, arada geçiştiriyor görüyorum. Hiçbir şey demiyorum sadece memnuniyetsiz bir bakış atıyorum. Üzülüyor ama belli etmiyor. Sonra işe yönlendiriyorum. Mailler bir dolu, günlük konular, fiyat pazarlıkları, memnuniyetsiz patrona laf anlatma halleri, arada bir de etikete onay verirken hata yapıyor. Kızgın bakışlarımı üzerine fırlatıyorum.

“Aptal mısın kızım böyle basit hatalar yapacaksan hiç çalışmaya kalkışma yani,” diyorum. Üzülüyor. Bir iki güzel laf bekler benden ama gerek yok, şımarır. Zamanla işi öğrenirse iyi yapar diye sabır ediyorum ona. Çok saçma atıştırmaları var, ara ara kalkıp bir şeyler yiyip geri oturuyor. Anlamıyorum aç değil ama gene de atıştırıyor sonra kendi kendine ne diye yiyorum diye üzülüyor. O bunlarla uğraşırken ben göz ucuyla onu izliyorum ve kendimle çok güzel vakit geçiriyorum. Kitap okuyor, deniz kenarında yürüyüşe gidiyor, arkadaşlarla sohbet ediyorum. Herkese bir klon sahibi olması gerektiğini söylüyorum ama inanmıyorlar bana.

Bir sabah uyanıyorum, nasıl yani yatakta yok. Salona bakıyorum yok, mutfaktadır diyorum ama orda da yok. Hah diyorum bıktı gitti herhalde, tabii hayat kolay değil ki. O ilk geldiği günkü güler yüzü de yoktu kaç zamandır. Anlamalıydım, diye düşünürken sokak kapısına yapıştırılmış bir not buluyorum.

Denizdeyim, aklın bende kalmasın.

Sen

Hay Allah işe bak evde bir dolu şey var yapması gereken. Sorumsuz işte. Kafasına eseni yapma cesaretini nerden bulmuş acaba. Başlıyorum onun ilerini sıraya koymaya ve sinirliyim. Aynaya öpücük filan göndermiyorum, tersine “Salak klon, göreceksin gününü,” diyorum.

Bütün gün onun yapması gerekenleri ben yapıyorum, ondan ses yok. Gün batınca ortaya çıkıyor, elinde bir paketle giriyor kapıdan içeri. Bana hediye almış. Kocaman bir saksı begonvil. Sarılıyor bana. Harika bir gün geçirmiş kendiyle uzun uzun anlatıyor. Benim kızgınlığımı görünce duruyor anlamsızca soruyor;

“Ne oldu? Nedir bu gerginlik?”

“Ne mi?” diye sesimi yükseltiyorum. “Senin görevlerin var, klonum olarak yapman gerekenler var. Kafana göre çekip gidemezsin.”

Utanır sanıyorum ama hiçte utangaç bir ifade takınmıyor.

“Yaptığım hiç bir şeyi beğenmiyor, her şeyimi sürekli eleştiriyorsun. Bu durumda seni seninle bırakmayı uygun buldum ki her şeyin dört dörtlük olsun. Mutlu ol istedim.

Eminim her şeyi çok harika yapmışındır o yüzden de sen bana hiç almadın ama ben sana hediye getirdim çünkü ne yaptıysan eminim en iyisini yapmışsındır.

Dona kaldım.

Utandım.

Ne kadar sertleşmişim kendime. Bilemedim ne diyeceğimi. Sarıldım sıkıca ona.

O zaten hazırdı sarılmaya bana.

O günden sonra iki kişilik dev bir ordu olduk onunla ve hayat kolaylaştı. Ne de olsa aynı anda iki kişilik yaşıyorduk ve herkes üzerine düşeni yapıyordu.

Hayat kolaylaşmış, her şey tıkırındaydı, ta ki eve 3. klon girene kadar.

Nasıl oldu anlamadım ama klonum kendine klon yaratmış hem de bana danışmadan…

(1) yorum yapıldı

  • Eyl 21, 2020

    online casinos vegas casino slots gold fish casino slots real casino slots http://onlinecasinouse.com/# – gold fish casino slots

    — Triegoreoms

Yorum bırak