Sepetim
Alternatifi kapat icon
DÜNYANIN ALIŞVERİŞ YAPARKEN İYİLEŞTİREN İLK SİTESİ DÜNYANIN ALIŞVERİŞ YAPARKEN İYİLEŞTİREN İLK SİTESİ

Bodhicitta

Arrow Thin Left icon Arrow Thin Right icon
Bodhicitta

Yazar: Stella Namet Abulafya

Instagram: @s_telllll

Bir kitap okuyorum adı Her Şey Darmadağan Olduğunda. Tıpkı şimdi içinde bulunduğumuz an gibi. Korkular, kaygılar ve daha bir çok içsel hesaplaşmalarla evlerimizde kapalı kaldığımız şu dönem illa ki son bulacak. Büyüklerimizin masallarda anlattığı gibi hiç bir karanlık sonsuza kadar sürmez. Tarihte zaten son bulan kaotik zamanların örnekleriyle dolu. Burada bu kapalı kalma dönemi içinde kendime sorduğum soruyu sizlere de yönelterek bu yazıma giriş yapmak isterim.

Özgürce sokağa çıkınca nasıl bir yol almak isterim?

Bu ekonomik ya da bedensel bir soru değil. Bu tamamen ruhani bir sorudur. Kendimi bu zorlu dönem içerisinde sahip olduklarıma daha fazla şükreder bulurken, bir sabah “Ya sahip olamayanlar?” sorusuyla boğulur gibi fırladım yatağımdan. İşte okuduğum kitap bana tam bu anda bir açılım getirdi. Beni nefes alabileceğim düzeye indirgedi ve sizlerle paylaşmam için bilgisayarımın başına oturttu.

Her birimizin elinden geldiğince BODHICITTA olmaya gayret etmesi gerekir. Bu kitabı okuyana kadar bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum. Bodhichitta Buddha (iyilik yolu anlamında) olmaya adanmış bir kalp anlamına gelir. “Herkese yardımcı olmak için tüm sınırlılıklarımı yenmeli ve tüm potansiyellerimi gerçekleştirmeliyim” cümlesiyle anlam bulur. Bodhichitta geliştirmek demek kalbimizi açmak anlamına gelir.

Bu evrende var olan tek ben değilim. Diğer herkes de var. Onlar ne olacak? Onlara karşı da bir sorumluluğum var mı?” Diyebiliriz ki, “Hayır, onlar kimin umurunda? Gerçekte onlara bağlı değilim. Yalnız kendim için çalışabilirim.” Fakat bu gerçekçi olmaktan çok uzaktır. Büyük Hintli usta Shantideva el ve ayak örneğini vermiştir. Ayağımıza bir diken batarsa ve elimiz ayağımıza “Şansına küs, ayak! Bu senin sorunun, ben burada iyiyim” derse, bu son derece aptalca olur. Elin ayağa yardım etmesi gerekir çünkü bunlar birbirine bağlıdır. Aynı şekilde, yalnız kendimiz için çalışamayız çünkü diğer herkesle birbirimize bağlıyızdır.

Korona günlerimiz devam ederken ilk toplu global olumlu hareketimiz akşam karanlık başladığında balkonlarda sağlık çalışanlarına teşekkür amaçlı alkışlarımızdı. Balkon alkışlamaları daha önceleri farklı protestolar için yerel sorunlarla bağlantılıyken, birden herkesin açık kalbine hitap eden olumlu bir davranışın simgesi olarak tarih sayfalarında yer alacak. Ardından bu güzel açık kalpliliği evlerinde kalıp çıkamayan yaşlılara yemek taşıyan gönüllü ordusu, online binlerce konser, tiyatro ve performans sergileyen sanatçılar takip etti. Evrende sanki kocaman bir kalp açıldı ve biz içine dolduk sevgiyle.

Çok bilinen bir hikaye vardır. Yediğin yulaf gevreğini ağzına atarken düşündün mü? Diye. Bu gevrek nereden gelmiştir? Buğdayın yetiştirilmesinde pek çok kişi rol oynamıştır; bunu birileri toplamış ve sonra başkaları un haline getirileceği değirmene götürmüştür; bazıları bunu gevrek haline getirmiş ve sonra diğerleri de paketlemiştir. Tüm bu kişiler gevreğin bizim için hazırlanmasına katkıda bulunmuştur. Daha sonra gevrek kutusu uçakla, gemi veya karayoluyla buraya getirilmiştir. Bu yolları kim inşa etmiştir? Bu uçakları kim yapmıştır? Kamyonların ya da uçakların yapıldığı malzemeler nereden gelmiştir? Peki ya yakıt? Bedenleri çürüyüp yakıt olan tüm o dinozorları düşünün! O tek bir gevrek kutusunun yapımında nice insan ve hayvan rol oynamıştır.

Gevreği nasıl pişirdik? Mutfakta elektrik ve ocakta gaz olması gerekir. Bunlar elektrik santrallerinde çalışan ve gazı sondajlayıp pompalayan kişiler sayesindedir. Tüm bu faaliyetlerde rol alan o kadar çok kişi vardır ki – söz konusu olan bir kasecik gevrek olduğu halde! Peki ya yediğimiz diğer her şey? Ya giydiğimiz kıyafetler? Evdeki onlarca eşya? Yediğim gevreği koyduğum kase nereden gelmiştir? Ayrıca gevreğin içinde durduğu kutu ya da plastik de vardır. Peki ya o nereden gelmiştir? Kereste endüstrisinde, kağıt veya plastik endüstrisinde ve ambalajı yapan basım endüstrisinde çalışan tüm o insanları düşünün.

Her gün yaşamlarımızı sürdürmemiz yüz binlerce kişinin katkısıyla mümkün olmaktadır. Yalnız kendimiz için çalışmanın bir anlamı yoktur çünkü diğer herkesle birbirimize bağlıyız. Diğer herkes korkunç bir durumdaysa ve biz iyiysek, bunun faydası yoktur. Aynı şekilde, bir nükleer savaştan sağ çıkan tek kişi olup herkes ölmüşken gaz maskesiyle sığınakta tek başına durmanın da faydası yoktur. Buna ne kadar dayanabiliriz ki? Pek uzun süre değil. Zaten pek eğlenceli olacağı da söylenemez.

Sonra şöyle sorarız: “Başkalarına yardım etmek için en iyisini yapmaya muktedir miyim? Doğrusunu söylemek gerekirse, hayır. Kendime yardım edebildiğimi bile söylemek zordur. Başkalarına nasıl yardım edebilirim ki? Bunu yapmanın tek yolu, kendimizin açık kalpli olmaya başlamasıyla olacaktır. Yani Bodhichitta olarak. Kalplerimizi herkese faydamız dokunsun diye daha fazla açmak ve başkalarına olabilecek en iyi şekilde yardım etmek için tüm sınırlılıklarımızın üstesinden gelmek anlamına gelir.

Başkalarına yardım etmeye çalışırken, onlara yardımcı olmak için elimizden gelenin en iyisini yaparız. İşe yararsa, sorun yok. Kendimizi kutlayıp orada burada ne kadar şefkatli ve harikulade olduğumuzu anlatmayız. İşe yaramazsa da suçluluk hissetmememiz gerekir. Kendimizi duygusal olarak cezalandırmamalıyız. Elimizden geleni yapmışızdır ve karşımızdaki buna duyarlı olduysa işe yaramıştır. Duyarlı olmadıysa, zaten yapabileceğimiz bir şey yoktur. Kimse kadir-i mutlak bir Tanrı değildir. Hele ki biz hiç değilizdir.

Öyleyse evlerimizden çıkabildiğimizde Tanrıcılığa soyunmadan ama keyifle ve bütün kalbimizi açarak sevgi ve şefkate dayalı bu sorumluluğu üstlenir, diğer herkesin mutluluğunu önemser ve onların mutsuz olmaması için çabada oluruz diyelim.

Yorum bırak

Önceki yazılar